Parlakçı, YKS sonuçlarını değerlendirdi
Eğitim-Sen Gaziantep Şube Başkanı Ömer Parlakçı, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) sonuçlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, ortaya çıkan tablonun eğitim sistemindeki yapısal sorunları bir kez daha gözler önüne serdiğini belirtti.

Parlakçı, ÖSYM'nin son dört yıldır adayların net ortalamalarını açıklamadığını, bu yıl da yalnızca doğru cevap ortalamalarını paylaştığını belirterek, sınav sonuçlarının bölgesel dağılımına ilişkin verilerin kamuoyundan gizlenmesinin eğitimdeki coğrafi ve sınıfsal eşitsizlikleri görünmez kıldığını ifade etti.
Açıklanan verilerin dahi eğitimdeki gerilemeyi açık şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Parlakçı, TYT'de 40 soruluk Temel Matematik testinde doğru cevap ortalamasının 6,4, 20 soruluk Fen Bilimleri testinde ise 3,9 olarak gerçekleştiğini hatırlattı. Alan Yeterlilik Testi'nde (AYT) matematik doğru cevap ortalamasının 7,1'de kaldığını, fizikte 2,6, kimyada 2,1 ve felsefe grubunda ise 1,8'e kadar düştüğünü belirten Parlakçı, yanlış cevapların doğruları götürdüğü dikkate alındığında net ortalamalarının çok daha düşük olduğuna dikkat çekti.
YKS sonuçlarının en dikkat çekici göstergelerinden birinin kamuoyunda "sıfır çeken" olarak ifade edilen aday sayısındaki artış olduğunu kaydeden Parlakçı, geçen yıl 40 bin 818 olan puanı hesaplanamayan aday sayısının bu yıl 67 bin 87'ye yükseldiğini söyledi. Bir yıl içerisinde 26 bin 269 kişilik artış yaşandığını belirten Parlakçı, bunun bireysel başarısızlıkla açıklanamayacak kadar ciddi ve sistematik bir eğitim sorununun göstergesi olduğunu ifade etti.
Sınava başvurduğu halde katılmayan aday sayılarının da dikkat çekici olduğunu belirten Parlakçı, TYT'de 170 bin 551, AYT'de 154 bin 857 ve Yabancı Dil Testi'nde 60 bin 370 adayın sınava girmediğini söyledi. Bu durumun gençlerin eğitim yoluyla geleceklerini değiştirebileceklerine olan inançlarının giderek zayıfladığını gösterdiğini dile getirdi.
Eğitimde yaşanan sorunların temelinde bilimsel ve pedagojik ilkelerden uzaklaşıldığını savunan Parlakçı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın eğitim bileşenlerinin görüşlerini almadan müfredat değişiklikleri yaptığını öne sürdü. Bilimsel düşünceyi ve eleştirel aklı güçlendirmek yerine eğitimin siyasi ve ideolojik hedeflere göre şekillendirildiğini ifade eden Parlakçı, bunun mevcut sorunları daha da derinleştirdiğini söyledi.
Ekonomik koşulların eğitimdeki fırsat eşitsizliğini artırdığına da dikkat çeken Parlakçı, kamusal eğitimin zayıflatılması nedeniyle dar gelirli ailelerin çocuklarının daha en baştan dezavantajlı duruma düştüğünü belirtti. Çok sayıda öğrencinin Mesleki Eğitim Merkezleri'ne (MESEM) yönlendirildiğini ve ucuz iş gücüne dönüştürüldüğünü savundu.
Üniversiteyi kazanmanın tek başına yeterli olmadığını ifade eden Parlakçı, yüksek yaşam maliyetleri nedeniyle öğrencilerin barınma, ulaşım ve beslenme gibi temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını, mezuniyet sonrasında ise diplomalı işsizlikle karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Bu nedenle üniversitenin gençler açısından güvenli bir gelecek umudu olmaktan giderek uzaklaştığını kaydetti.
Açıklamasının sonunda Eğitim Sen'in taleplerini sıralayan Parlakçı, gençleri sınav odaklı rekabetçi sistemin dışına çıkaracak, öğrenciyi merkeze alan, bilimsel ve pedagojik ölçütlere dayalı nitelikli bir eğitim anlayışının hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti. Parlakçı, eğitimin tüm kademelerde yeterli kamusal kaynak ayrılarak parasız, bilimsel ve demokratik bir hak olarak sunulması çağrısında bulundu.



