Güçyetmez’den ‘Sünger Şehir’ modeli önerisi

İMO Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Burkay Güçyetmez, yağmurlarda cadde ve sokakların göle dönüşmesini önleyecek yapısal önerilerini kamuoyuyla paylaştı.

Gündem Yayın: 07 Kasım 2026 - Cumartesi - Güncelleme: 07.11.2026 14:15:00
Editör -
Okuma Süresi: 5 dk.
Google News

Gaziantep gibi tarihi ve potansiyeli büyük bir kentin, her şiddetli yağmurdan sonra sulara teslim olmasını kabul edemeyiz” diyen TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Burkay Güçyetmez, sorunun çözümü için Gaziantep'te acilen “Sünger Şehir” modeline geçilmesi çağrısında bulundu.

Gaziantep’in doğal afetlere karşı dirençli bir kent haline getirilmesi için sık sık bilimsel uyarılarda bulunan İMO Merkez Yönetim Kurulu Üyesi Burkay Güçyetmez, yağmurlarda cadde ve sokakların göle dönüşmesini önleyecek yapısal önerilerini kamuoyuyla paylaştı.

“ŞEHRİ DOĞAL AFETLERE KARŞI DİRENÇLİ HALE GETİRMEK MÜMKÜNDÜR”

Şiddetli yağmurların ardından caddelerin, alt geçitlerin ve ana arterlerin göle dönmesinin vatandaşlara ve esnafa ciddi mağduriyetler yaşattığını belirten Güçyetmez, sorunu yalnızca "iklim değişikliğine" veya "ani yağışlara" bağlamanın, temeldeki planlama eksikliklerinin üzerini örtmek anlamına geleceğini vurguladı.

Güçyetmez; “Bilimin, mühendisliğin ve doğru kentsel planlamanın ışığında şehri doğal afetlere karşı dirençli bir yapıya kavuşturmak mümkündür. Deprem gerçeğinde olduğu gibi sel ve taşkın gibi doğa olaylarının da afete dönüşmesini önlemek, liyakatli kadrolar ve doğru planlama ile sağlanabilir. Kentleri doğal afetlere karşı dirençli hale getirmenin başlangıç yolu; şehrin toprağını, altyapısını ve ulaşım ağlarını doğayla uyumlu, entegre bir sistem olarak planlamaktan geçmektedir” dedi.

“BÜTÜNCÜL BİR PLANLAMA KRİZİ YAŞIYORUZ”

Her yağmurda kent merkezindeki caddelerin taşkın havuzlarına dönüşmesinin ana sebebinin, toprağın suyu emme kapasitesini yok eden kontrolsüz betonlaşma olduğunu ifade eden Güçyetmez, açıklamasına şöyle devam etti:

“Gaziantep’te her kuvvetli yağış sonrası karşılaştığımız durum; kentsel hidroloji, arazi kullanımı, yol geometrisi ve iklim direncinden yoksun yerel imar politikalarının birikerek ortaya çıkardığı bütüncül bir planlama krizidir. Şehir merkezimizdeki kontrolsüz betonlaşma toprağın doğal emilim kapasitesini yok ederken; özellikle alt geçitlerde ve ana arterlerde yol kotlarının zaman içinde hatalı uygulanması, yüzey sularının çukur alanlarda birikerek tehlikeli su havuzları oluşturmasına sebep olmaktadır. Zamanla bozulan yol eğimleri ve mikro havza akış hatlarının göz ardı edilmesi, yağan her damla suyun doğrudan alt geçitlere yönelmesine yol açmaktadır.”

“SADECE BORU ÇAPLARINI BÜYÜTMEKLE SORUN ÇÖZÜLMEZ”

Çözümü sadece yerin altına döşenen devasa su borularının çaplarını büyütmekte aramanın modern mühendislik yaklaşımlarıyla bağdaşmadığını ifade eden Güçyetmez, çözümün dünyadaki örneklerinde olduğunu belirtti:

"Suyu yüzeyde doğru yönlendirecek yol eğimlerini tasarlamadan ve yağan yağmuru kaynağında emebilecek doğa tabanlı alanlar oluşturmadan, yeraltına inşa edilecek hiçbir altyapı sistemi bu yükü kalıcı olarak taşıyamaz. Gelişmiş dünya metropolleri, kentsel taşkınlarla başa çıkmak için altyapıyı sürekli kazıp büyütmek yerine 'Sünger Şehir' konseptini uygulamaktadır. Bu model; yağmur suyunu bir tehdit olarak görüp kanallarla hızla uzaklaştırmaya çalışmak yerine, kentin suyu tıpkı bir sünger gibi emmesini, depolamasını ve yeraltı su rezervlerine katmasını sağlamaktadır. Gaziantep’in acilen bu teknik ve idari dönüşümü başlatması gerekmektedir."

GAZİANTEP İÇİN 4 MADDELİK ACİL ÇÖZÜM ADIMI

Yol yapım ve revizyon projelerinde kotların, alt geçit eğimlerinin ve deşarj noktalarının kentsel hidroloji verilerine göre hassasiyetle yeniden düzenlenmesi gerektiğini savunan Güçyetmez, hayata geçirilmesi gereken somut adımları şöyle sıraladı:

1. Yol ve Alt Geçit Geometrilerinin Bilimsel Revizyonu: Şehir içi yol yenileme ve asfaltlama çalışmalarında, yüzey sularını doğru tahliye edecek hidrolojik eğim (kot) düzenlemeleri yapılmalı; alt geçitler su tuzağı olmaktan acilen çıkarılmalıdır.

2. Doğa Tabanlı Yeşil Altyapı: Parklar, kent meydanları ve geniş orta refüjler sadece görsel peyzaj alanları olmaktan çıkarılmalı; yağmur suyunu emip tutabilen 'biyolojik tutma hendekleri' olarak yeniden tasarlanmalıdır.

3. Geçirimli Zemin Uygulamaları: Açık otoparklarda, kaldırımlarda ve yaya alanlarında suyu tamamen iten beton ve asfalt yerine, suyun yeraltına sızmasına olanak tanıyan geçirimli zemin kaplamaları zorunlu standart haline getirilmelidir.

4. Kurumlar Arası Tam Entegrasyon: Yerel yönetimlerin yol yapım, park-bahçeler ve altyapı birimleri birbirinden bağımsız projeler üretmeyi bırakmalı; her yatırım, suyun doğal döngüsünü hesaba katan ortak bir mühendislik onayından geçmelidir.

Güçyetmez açıklamasını, "Kentsel dirençlilik inşası siyasetin ötesinde, doğrudan can ve mal güvenliğini ilgilendiren temel bir meseledir. Gaziantep’in altyapısal geleceği popülist ve geçici müdahalelere değil; uzun vadeli, bilime dayalı ve mühendislik denetiminde işleyen bütüncül planlamalara emanet edilmelidir" sözleriyle tamamladı.

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.